İst tabip odası dergisinden 1997 (http://www.istabip.org.tr/hf197.html)
DOSYA: HAYVAN DENEYLERİ
YAPMALI MI, YAPMAMALI MI? YOKSA HİÇ DEĞİNMEMELİ Mİ?
Dr. Ümit Şahin
Ülkemizde fazla tartışılmayan hayvan deneyleri konusu, gerçekte tıp araştırmaları
için önemli bir etik sorun oluşturuyor. Hayvanların deneylerde kullanılmalarına
karşı çıkan kişi ve gruplar, Batı'da kozmetikle ilgili deneylerde
hayvanların kullanılmasının yasaklanmasını sağladılar. Aynı hayvan
koruma grupları ve eylemciler şimdi de tıpta hayvan deneylerinin yasaklanması
için mücadele veriyorlar. Bu mücadeleler arasında doğrudan eylemlere girişen
gruplar da yok değil. Üniversite laboratuvarlarının bombalanması, tehdit
edilmesi, deney hayvanlarının serbest bırakıldığı laboratuvar baskınlarının
düzenlenmesi gibi eylemler bunlar arasında. Bu eylemcilerin başarıya ulaşma
olasılıkları şimdilik düşük görünüyor. Ne var ki konunun tıp dünyasında
tartışılması gereği giderek daha fazla hissediliyor.
Bu dosyanın amacı da bu tartışmayı, yani hayvan deneylerinin tıp araştırmaları
için kaçınılmaz olduğunu düşünenlerle, bu uygulamadan bütünüyle vazgeçilmesi
gerektiğini düşünenler arasındaki tartışmayı anımsatmak ve gelebilecek
katkılarla sürdürmek.
Hayvan deneylerinin boyutları
Tıpta hayvanlar başlıca iki amaç için kullanılıyor:Eğitim ve araştırmalar.
Hepimiz fakültenin ilk yıllarındaki temel bilimler pratiklerinde izlediğimiz
yada bizzat uyguladığımız kurbağa deneylerini hatırlarız. Tıbbi fizik,
fizyoloji, biofizik, biyoloji gibi bilim dalları, öğrenci eğitiminde hayvan
kullanmaya devam ediyorlar. Eğitimde daha çok kurbağa ve tavşan kullanılıyor.
Araştırmalarda ise fare, köpek ve kedi de kullanılabiliyor. Yine ağırlıklı
olarak temel bilimler, ama bir ölçüde de farmakoloji ve bazı klinik bilimler
hayvan deneylerinin sıklıkla yapıldığı bölümler olmayı sürdürüyorlar.
Özellikle bazı cerrahi bilimlerde tezlerin sıklıkla hayvan deneylerinden seçildiği
gözleniyor.
Pekçoğumuz için hayvanlar üzerinde yapılan deney ve eğitim çalışmaları
rahatsızlık verici olsa da yapılması zorunlu uygulamalardır. Birçoğumuz
ise meslek yaşantımızda kullanmadığımızdan bu konuyu fazla düşünmeyiz.
Oysa araştırmalarda hayvanların kullanılması tıp içindeki en özgün etik
sorunlardan birini oluşturuyor. Herşeyden önce insanın da diğer hayvanlarla
eşit bir canlı türü olduğunu düşünenler bir türün çıkarları için
diğer türlerin "kullanılmasını" kabul edemiyorlar.
Konunun en çok tartışıldığı ülkelerden biri olan ABD'de yılda 50.000
kedi, 61.000 maymun, 180.000 köpek, 554.000 tavşan ve milyonlarca farenin
deneylerde kullanıldığı belirtiliyor. Yapılan karşıt eylemler bu
deneylerde hayvanlara yapılan "işkence" uygulamalarının sayısını
büyük ölçüde azaltmış durumda. Artık hayvanlara acı çektirecek
uygulamaların yapılması yasak. Ancak elbette denetlendiği oranda. Çünkü
bu yasaklar uygulanmaya başlayana dek kozmetik ve yiyecek sanayiinde yapılan
deneylerin korkunçluğunu anlatmak bile zor. Ancak işin ilginç yanı bugün
kabul edilmeyen bu "vahşi" uygulamaların da aynı tıbbi deneylerde
olduğu gibi "insanların zarar görmesini engelleme ve iyiliği için"
yapılıyor olması. Yani köpeklerin ileri derecede radyasyona bulanmış
yiyeceklerle beslenmeleri ve ölüm şekillerinin araştırılması ile tavşanların
rimellerle kör edilmeleri (yani kör edecek miktarı bulma çalışmaları)
benzeri amaç çizgisinde bulunuyor sayılmaz mı? Belki de asıl sorun insan
yararı, bilim, ilerleme gibi sözcüklerde yatıyor.
Vazgeçmek mümkün mü?
Tıp alanında yapılan hayvan deneylerinden vazgeçemememizin en önemli
nedenini bugüne kadar olan deneyimlerimiz oluşturuyor. Fizyolojiyle ilgili pek
çok bilgiyi hayvan deneylerine borçluyuz. Üstelik bu bilgilerimizin daha çok
artması için bir sınır varmış gibi görünmüyor. Fizyolojik mekanizmaların
daha iyi anlaşılması da elbette bazı hastalıkların etyolojilerinin ortaya
çıkmasında, ya da yeni tedavi yöntemlerinin bulunmasında rol oynuyor. Ancak
tüm bunlardan vazgeçilse bile bilimin en temel çıkış noktası, yani merak
var. Hayvan deneylerine karşı çıkanların gerekçelerinin başında ise
hayvanların da insanlar kadar değerli ve yaşam hakkına sahip oldukları düşüncesi
geliyor. Gerçekten de "laboratuvar hayvanı" olarak sınıflandırdığımız
pek çok canlı türü, doğada kendine ait bir ortam içinde, doğanın bir parçası
olarak yaşamını ve türünü sürdürme hakkına sahip değil midir?(Bazı
hayvanlar laboratuarda doğar ve ölürler, bundan haberdar olmadan.)İnsanın
bazı hayvanların bu hakka sahip olmadığını öne sürme yetkisini, yani doğa
üzerinde tahakküm kurma becerisini kullanma yetkisini nereden aldığını
sormamalı mıyız? Kaldı ki tüm bunlar bir başka kışkırtıcı soruyu akla
getiriyor:"Tıp, insanlar üzerinde yapılan deneylerden de çok şey öğrenmedi
mi?" Bu sorunun yanıtını biliyoruz. Bazı soruları uç noktalara götürmek
rahatsız edici de olsa, bir sonraki adımlar ancak böyle atılabiliyor.
Ülkemiz özelindeki en önemli sorun ise yapılan hayvan deneylerinin ne kadarının
özgün olduğu, yani yapılmasının bilime gerçekten ne kadar katkı yaptığı.
En azından yapılan hayvan deneylerinin de tüm diğer bilimsel araştırmalar
kadar özgün olduğunu söyleyebiliriz ki, o zaman ciddi miktarda çok hayvan
gereksiz yere öldürülüyor demektir. Göze çarpan ilginç noktalardan biri
de hayvan deneylerinin diğer klinik çalışmalardan daha üst bir noktada,
daha bilimselmiş gibi görünmesi. Bu imaj, bazen hiç bir önemli soruya
dayanmayan, tümüyle gereksiz araştırmaların yapılmasına neden
olabiliyor...
Bu dosyayı okurken aklınızda şöyle bir soru belirmiş olabilir:"İnsanlar
üzerinde yapılan araştırmalarda ne kadar etik kurallar düşünülüyor ki,
hayvan deneylerinde düşünülsün?" Bu kaygıya karşılık belki bir
soruyla yanıt verilebilir:"Kendimizi sorgulamak için bir yerden başlamamız
gerekmiyor mu?"
*
HAYVAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ'nden (15 Ekim 1978)
Madde 1: Bütün hayvanlar yaşam önünde eşit doğar ve aynı var olma hakkına
sahiptir.
Madde 8: Hayvanlara fizik ya da psikolojik acı çektiren deneyler yapmak,
hayvan haklarına aykırıdır; tıbbi, bilimsel, ticari ve başkaca biçimlerdeki
hertürlü deneyler için durum böyledir. Bunun yerine başka bir şey koyma
tekniklerinden yararlanılmalı ve bu teknikler geliştirilmelidir.
Madde 11: Zorunlu olmaksızın bir hayvanın öldürülmesi demek olan her
davranış, bir "biocide", yani yaşama karşı suçtur.
(Kaynak:Hayvan Hakları, Prof. Dr. İsmet Sungurbey, İstanbul, 1992)
"Hayvan öldürmeden insan öldürmeğe sadece bir adım vardır; dolayısıyla
hayvana işkence etmekle insana işkence etmek arası da bir adımdır."
Tolstoy
*
“Beni denetleyecek bir etik kurul olması gerekir”
Doç Dr. Ertan Yurdakoş (Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı
Öğretim Üyesi):
Fizyolojide eğitim amaçlı olarak hayvan deneyleri kullanıyorsunuz, değil
mi?
* Kas fizyolojisi, sinir fizyolojisi, solunum ve dolaşım regülasyonlarını göstermek
için kurbağa ve tavşan kullanıyoruz.
Eskiden kedi de kullanılıyordu sanırım.
* Artık kullanılmıyor.
Sizin öğrenci pratiklerinizde kaç hayvan kullanılıyor yaklaşık olarak?
* Bir eğitim yılında 150'ye yakın kurbağa ve 8-9 tavşan kullanılıyor.
Eğitimde hayvanlar kullanılmak zorunda mı?
* Demonstrasyon amaçlı hayvan kullanılmasında ekonomi yapılabilir. Bir kez
deney yapılıp videoya çekilebilir ve bu kullanılarak hayvan harcanması
minimuma indirilebilir. Ya da yurtdışından kaset getirilebilir. Öğrenci
kendisi yaptığı, hissettiği, örneğin kimografta kas eğrisini kendisi çizdirdiği
zaman daha iyi öğrenir diyenler var. Ama ben buna katılmıyorum. Burada görsel
hafızayla öğrenilir çünkü. Örneğin kan almayı insan seyrederek öğrenemez
belki, ama burada her seferinde hayvan kullanılmasını ben lüks görüyorum.
Bizim bu yönde 3-4 yıl önce alınmış bir kürsü kararımız var, ancak
para sorunu çözülemedi, önce bir video alınması gerekiyor çünkü.
Bilimsel araştırmalarınızda hayvanlar ne ölçüde kullanılıyor?
* Bilimsel araştırmalarda daha çok fare ve tavşan kullanılır. Kedi, köpek
artık çok az kullanılıyor. Bizde araştırmalarda genellikle hayvan
deneyleri kullanılıyor.
Siz bu deneylerin zorunlu olduğuna inanıyor musunuz?
* Hayvan deneyleri gereklidir. Bunun alternatifi olarak hücre ve doku kültürleri
gösterilebilir ama hücre-doku kültürlerini yapmak için de hayvanlar kullanılıyor.
Ancak tekrar çalışmalarının, özgün olmayan çalışmaların denetlenip
hayvan kullanımının minimumda tutulması gerekiyor. Bunun için ben çalışmaya
başlamadan önce beni denetleyecek, benim üstümde, anabilim dalının üstünde
bağımsız olarak işleyen bir etik kurul olması gerekir.
Bu konudaki etik kurallara uyuluyor mu peki, hayvanlara acı çektirmemek için?
* O tamamen senin vicdanına kalmış, İngiltere'de örneğin hayvan deneyleri
yapabilmek için senin kraliçe onaylı lisans alman lazım. Bu lisans senin ne
üzerine çalıştığına bakılarak veriliyor. Ayrıca müfettişler var.
Bunlar sen deney yaparken laboratuvara gelip denetim yapıyor. O sırada örneğin
çalıştığın hayvanlar uyanıksa lisansın, hatta ekip lisansı iptal
ediliyor. Hayvanların ideal koşullarda tutulması denetleniyor. Hayvanlıklar
kapatılabiliyor bu yüzden. Türkiye'de böyle bir denetim mekanizması kurulur
mu?Kurulsa ne olur, çalışır mı?.. Bilemiyorum.
*
Araştırma ve eğitimde deney hayvanlarının kullanılmasında izlenen etik
ilkeler
Doç. Dr. Berrak Çağlayan Yeğen* / Vet. Hekim Dilek Özbeyli*
Avrupa Topluluğu'nun 1985'te aldığı bir kararla bilimsel çalışmalarda
canlı hayvanların kullanılmasında uyulması gereken bazı kurallar
belirlenmiştir. Buna göre, "hayvanların ağrı, rahatsızlık, ızdırap
veya fiziksel zarar görebileceği bir deney için kullanılamayacağı"
karara bağlanmıştır. Bu karara göre, ancak şu amaçların bir veya birkaçının
geçerli olması durumunda hayvanlar üzerinde deney yapılabilir:1- İnsanda
normal fizyolojik mekanizmaların araştırılması, 2- İnsanları hastalıklardan
koruma ile hastalıkların tanı ve tedavisini geliştirme yöntemlerinin araştırılması,
3- Çevrenin korunması, 4- Bilimsel araştırma, 5- Eğitim-öğretim, 6- Adli
soruşturma (toksikolojik araştırma).
Bu ilkeleri araştırmacılarımıza duyurmak ve araştırmacıların hayvan
kullanımını etik kurallar çerçevesinde yapmalarını sağlamak amacıyla tıp
fakülteleri içinde ilk kez Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Deney
Hayvanı Etik Kurulu kurulmuştur (6 Haziran 1996). M.Ü. Tıp Fakültesi Deney
Hayvanları Etik Kurulu, uluslararası kabul gören Guide for the Care and Use
of Laboratory Animals (1996) ile belirlenen kuralları araştırmacılara
duyurmakta ve araştırma protokollerinin bu kurallara uygunluğunu kontrol
etmektedir.
Deney hayvanı kullanımında uyulması beklenen temel ilkeler: Araştırmada
deney hayvanı kullanımı
Araştırma planlanırken, araştırmacı öncelikle hayvan gerektirmeyen
metodları (doku kültürü vs.)hayvan kullanımı yerine koymayı düşünmelidir.
Hayvan kullanımı yerine uygun bir alternatif bulunamıyorsa, araştırmada
deney hayvanı etik kurallar doğrultusunda kullanılmalıdır. Deney hayvanı
olarak en az kompleks tür kullanılmaya çalışılmalıdır. Çalışma
protokolü hayvan sayısını en aza indirecek şekilde olmalı ve kullanılacak
olan dişi ve erkek sayısı mümkünse (çalışmanın gereği değilse)eşit
olmalıdır.
Araştırmada kullanılacak en uygun deney hayvanını seçmenin 4 basamağı
tanımlanmıştır. Bunlar:
1- Detaylı bir literatür taraması yaparak daha önce yapılmış çalışmalarda
kullanılan hayvanları öğrenmek, 2- Eldeki mevcut imkanlarla karşılaştırmak
üzere, çalışmada gerekli olacak malzeme ve teknik donanımı yazılı liste
haline getirmek, 3- Tüm deneysel işlemleri sıralayan ikinci bir liste oluşturmak,
4- Seçilen deney hayvanının uygunluğunu denetlemek üzere bir pilot çalışma
yapmaktır.
Deney hayvanlarının araştırma sırasında maruz kalacağı ağrı ya da
rahatsızlığın maksimum süresi ve sıklığı belirlenmeli ve bu kriterler
tanımlanmalıdır. Hayvanlar gereksiz ağrı ve strese maruz bırakılmamalı,
hayvanların güvenliği sağlanmalı, maliyet ve kolaylık hiçbir zaman hayvanın
fiziksel ve zihinsel sağlığından önemli olmamalıdır. Araştırmacılar aşağıdaki
durumlarda özellikle çok dikkatli olmalıdırlar:
a- Pre/post operatif ağrı kesici ilaçların verilmeyeceği deneyler, b- Ağrı
duyusunun giderilmediği (paralizi veya immobilizasyon stresi gibi) deneyler, c-
Elektrik şoku uygulaması, d- Ağrı veya stres ile ilgili deneyler, e- Hayvanın
fizyolojik beslenme koşullarına uymayan (su ve besin verilmemesi gibi)
deneyler.
Cerrahi yöntemlerin uygulanmasında ağrıyı önlemek için yeterli genel ya
da bölgesel anestezi uygulanmalıdır. Mide içeriğinin aspirasyonunu önlemek
üzere anestezi öncesi hayvanlar uygun şekilde aç bırakılmalıdır. Mide boşalma
süresi türden türe değiştiği için, açlık süresi kullanılan türe göre
belirlenmelidir. Çalışmada deney hayvanlarının anesteziden uyanması
bekleniyorsa, enfeksiyonu önleyecek aseptik koşullar sağlanmalıdır. Cerrahi
sonrası analjezi ve yara iyileşmesinin uygun olmasını sağlayacak
postoperatif bakım verilmelidir. Araştırmanın amacı, cerrahi bir yöntemin
sonucu gelişen ağrı ya da rahatsızlığı belirlemek ise, ağrı kesiciler
kullanılamayacağından, araştırmacı deneyin sonlanması gereken noktayı,
ya da ötanaziye karar verilecek durumu iyi belirlemelidir. Ağrı duyumunun
bozulduğu (özellikle analjezi, anestezi veya başka farmakolojik aktif
maddelerden sonra) durumlarda deney hayvanı kaza ve kendini yaralama olaylarına
karşı korunmalıdır.
İlaçlara psikolojik ve fizyolojik bağımlılığı konu alan çalışmalarda
yoksunluk sendromunu azaltmak ya da önlemek için önlem alınmalıdır. Travma
içeren yöntemlerin (yanık, kırık, sıyrık gibi) anestezisiz uygulanması
kabul edilemez.
Nöromuskuler blokaj yapan ajanlar duyu kaybı oluşturmadan paralizi yaptıkları
için ancak anesteziklerle birlikte kullanılabilirler, anestezik madde yerine
kullanılamazlar. Motor paralizi anestezi derinliğini değerlendirmede zorluk
oluşturacağı için, deneyimli personel ve uygun teknik donanım deney boyunca
fizyolojik bulguları değerlendirmek ve hayvanın anestezide kaldığından
emin olmak için mevcut olmalıdır.
Uzun süreli fiziksel kısıtlama, ancak alternatif işlemler yetersiz olduğunda
uygulanmalıdır. Kısıtlama uygulamasının minimum derecede ve minimum sürede
olmasına dikkat edilmelidir.
Hayvanların aç bırakılmalarının gerekli olduğu uzun süreli çalışmalarda
vücut ağırlığındaki azalma, deney öncesi ağırlığın %20'sinden ya da
uygun kontrol hayvanlarının ortalama ağırlığınının % 20'sinden fazla
olmamalıdır. Gıda kısıtlamalarında metabolik ve fiziksel yan etkilerin (ülser,
kırık, enfeksiyon)hangi aşamasında deneyin sonlandırılacağı iyi
belirlenmiş olmalıdır.
Su kısıtlaması, çalışmanın amacı susuzluk mekanizmalarını araştırmak
ise ya da anesteziden önce güvenlik amacıyla gerekli ise yapılabilir, bunun
dışında su kısıtlaması yapılmamalıdır. Başka işlemlerle birlikte su kısıtlaması
da yapılıyorsa, susuzluğun hayvanın fizyolojik ve metabolik durumunu gıda kısıtlamasından
çok daha fazla etkileyeceği göz önünde bulundurulmalıdır.
Deney hayvanının öldürülme metodu, "acı çekme"nin fiziksel ve
psikolojik olarak minimuna indirildiğini garanti etmelidir.
a- Deney hayvanının öldürülmesinin gerektiği durumlarda, deney hayvanlarının
acı çekmeden öldürülmesi için kabul edilmiş kurallar uygulanmalıdır. b-
Deney hayvanı herhangi bir nedenle, çalışmanın amacı dışında, önlenemeyen,
şiddetli, ani ya da devamlı ağrı, huzursuzluk veya kısıtlılıktan dolayı
acı çekerse, araştırmacı tarafından hemen ötanazi uygulanmalıdır.
Burada hayvanın bilincini hızla yitirmesini sağlayacak metodlar uygulanır.
c- Protokolünde hayvanın öldürülmesinin kaçınılmaz olduğu çalışmalarda
gereksiz acı çekmeyi önlemek amacı ile ötanazinin uygulanması gereken
"kabul edilebilir son nokta"yı belirlemek için her türlü gayret gösterilmelidir.
d- Ölüm kriterleri ispatlanmadan hayvan atılmamalıdır. e- Ötanaziden
sonra, hayvan organ ve dokuları araştırmacılar arasında paylaşılarak
hayvan kullanımı azaltılmalıdır.
Eğitimde hayvan kullanımı
Deney hayvanı kullanmak yerine video ve film gibi eğitsel araçlar canlı
deney hayvanı yerine konulmalıdır. Deney hayvanlarında ilk kez çalışacak
öğrenci ya da araştırmacılar anestezi ile hayvan cerrahi teknikleri hakkında
kısa bir eğitim almadan invazif yöntemler yapmamalıdır.
Gizlilik
Deney hayvanları ile yapılan araştırmalar halka basın ya da TVgibi kitle
iletişim araçları ile sergilenmemelidir.
* Marmara Üniversitesi Tıp Fak. Deneysel Araşt. ve Hayvan Lab.
*
HAYVAN DENEYLERİNİN YERİNE KULLANILABİLECEK TEKNİKLER:
Çok az deney türü dışında hayvan deneyleri yerine alternatif teknikler
kullanılabilir. Bu yöntemler hala bilimsel araştırmalar için ikincil yol
gibi görünmesine rağmen, yapılan onbinlerce testte milyonlarca hayvanın
kullanımı engellenebilmiştir:
Bakteri kültürleri
En eski ve en önemli alternatiflerden biridir. Yöntemi geliştiren Bruce
Ames'in adıyla anılan Ames testinde, antibiyotik deneylerinde sınanacak ilacın
karıştırıldığı ortamda yetiştirilen fare tifüsü bakterisi kültürü
kullanılır. Bu yöntem 20 yıldır tavşanların yerine başarıyla kullanılmakta
ve geliştirilmektedir.
Hücre ve doku kültürü
İlaç deneylerinde kullanılır. Bir farenin karaciğerinden üretilen doku kültürünün
500 farenin yerine kullanıldığı bilinmektedir. Analjeziklerin denenmesinde
beyin ve sinir hücreleri, diüretiklerin denenmesinde böbrek hücreleri kullanılabilir.
Fiziksel - kimyasal testler
Eskiden insülin üretimindeki testlerde bir üretim serisinde 800 fare öldürülürken,
şimdi fiziksel-kimyasal modeller kullanılmaktadır.
Veri bankaları
Dünya çapında yapılan binlerce deney, veriler saklanmadığı için boş
yere yapılmaktadır. Çalışmaların gereksiz yere tekrarını önlemek için
pekçok merkez bilgileri depolayarak kullanıcılara sunmaktadır. Örneğin
Almanya'daki Salem enstitüsünde 12000 deneyin sonuçları arşivlenmiştir.
Bilgisayar
Bilgisayar Destekli Moleküler Modelleme yoluyla bazı ilaç firmaları ilaç
etkinliğini tasarım yoluyla denetliyor. Bu deneyler istenildiği kadar
tekrarlanabilir, pekçok değişik seçenek tasarlanabilir.
Görsel - işitsel medyalar
Eğitimde hayvan kullanımı yerine yapılan tek bir deneyin görsel-işitsel
medyalar yoluyla izlettirilmesi yaygınlaştırılıyor. Bu yöntemin hayvanların
kurtarılmasının yanısıra görüntülerin tekrar tekrar izlettirilmesi, yakınlaştırılıp
ya da yavaşlatılıp izlenebilmesi, çeşitli montajlar yapılabilmesi gibi
avantajları da bulunuyor.
Tavuk yumurtası testi
Döllenmiş ama sinir dokusu gelişmemiş yumurtalarda kimyasal maddelerin
zararlı etkileri deneniyor. Örneğin Toni Lindl tarafından geliştirilen bir
yöntemle dölenmiş yumurtalardan kalp kası hücre kültürü geliştirilmiştir.
[Nature dergisinden (Temmuz 1987) alınmıştır.]