Saraydaki
mozaik
Yapıldığı
dönemde dünyanın en büyük ve güzel mozaiklerine sahip olan Büyük Saray'ın
mozaikleri, 1983'te başlayıp 20 sezon süren çalışmalar sonucu sergilemeye
açıldı.
Bizans
döneminde İstanbul'da Ayasofya ve Hipodrom'dan sahile kadar Bizans Sarayları
yer almaktaydı. VI. yüzyılda, İmparator I. Jüstinyanus'un yaşadığı Büyük
Saray, sarayların en görkemlisiydi. Yapıldığı dönemde dünyanın en büyük
ve güzel mozaiklerine de sahip olan saray, aslında yapılar kompleksinden
oluşuyordu. Mozaikler ise sarayın sütunlu avlulu tören salonuna aitti.
Ayasofya'yı yaptıran Bizans'ın Büyük İmparatoru Jüstinyanus (527-565) bu
salonda kabullerini yapardı.
Mozaiklerinin
güzelliği dillerden düşmeyen sarayda mozaikler 1872 metrekarelik bir alanı
kaplıyordu. Ülkenin değişik yerlerinden getirilen usta sanatçılarca adeta
bir halı gibi tabana işlenen mozaikler yaklaşık 80 milyon küçük tesseradan
oluşuyordu. Bir metrekarede 40 bin mozaik parçası yer almıştı.
7-8.
yüzyıllarda resim yasağı yüzünden mozaiklerin üzeri mermer levhalarla örtüldü
ve unutuldu. İlerleyen yüzyıllarda Bizans gücünü yitirdikçe imparatorluğun
korunması sorun oluyordu.
Denizden
gelecek tehlikeler dikkate alınarak saraylar Haliç kıyısına taşınarak eski
saraylar terk edildi. Saraylar zamanın ve doğanın yıkıcı etkisiyle tahrip
oldu.
Üzerleri
toprakla örtülen saraylar bölgesinde İstanbul'un Fatih Sultan Mehmed tarafından
alınmasından sonra bir Türk mahallesi kuruldu. 1912'de 3 Haziran gecesi
çıkan ve tüm İshakpaşa mahallesini yok eden büyük bir yangınla Büyük Saray
tekrar keşfedildi. Yangın sonrasında mahalle terk edilmiş ve yanan evlerin
altında Bizans'ın yapılarının kalıntıları belirmişti.
Bu
arada, 19. yüzyılda batıda Bizans tarihi ve sanatına karşı ilgi duyulmaya
ve eski kaynaklar taranmaya başlanılmıştı. Bizans araştırmacıları İstanbul'da
ortaya çıkan yapı kalıntılarının Bizans'ın Saraylar bölgesine ait olduğunu
tespit edip kazılara başladı. 1921-23 arasında Fransızlar Mangan Sarayı'nda,
ardından Edinburg St. Andrews Üniversitesi'nden İngiliz bilimadamları da
Sultan Ahmet Camii Külliyesi içinde yer alan Arasta-Bazarı'nda kapsamlı
kazılara giriştiler (l935-38 ve l951-54 ).
Kazılar
sırasında güneybatıda "Büyük Saray" olarak tanımlanan yapının bir bölümü
saptandı. H. Baxter başkanlığında yürütülen kazılarda büyük peristilli
bir avlu, avluyla aynı eksende oturmuş apsisli bir salon ve bunların etrafında
toplanmış çeşitli yapılarla birlikte muhteşem mozaikler ortaya çıkarıldı.
Böylece 20. yy.'da İstanbul'un en önemli arkeolojik buluşu yapılmış oldu.
Ancak, çıkarıldıktan sonra koruması yeterince yapılamayan mozaikler her
geçen gün tahrib olmaya başladı.
Bu
nedenle, kazılarda gün ışığına çıkarılan Büyük Saray mozaiğinin kurtarılması,
onarılması ve bilimsel çalışmalarının yapılabilmesi için T.C. Kültür Bakanlığı
Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Avusturya Bilimler Akademisi bir
araya gelerek ortak çalışma grubu kurdular. Prof. Dr. Werner Jobst bilimsel
çalışmaların başkanlığını üstlendi. Bilimsel ekip l983'den itibaren on
beş yıllık yoğun bir çalışma temposuna girdi. Çalışmalar büyük bir titizlikle
tam yirmi sezon devam etti.
Öncelikle
mozaiği rutubet ve nemden korumak gerekiyordu. Zeminden gelen rutubetin
önlenmesi için drenaj çalışmaları yapıldı.
Mozaikler
yerinden sökülerek Aya İrini Kilisesi'nin üst katlarına taşındı. Arka yüzleri
çevrilerek onarıma başlandı. Kopan parçalar tek tek yerine yerleştirildi.
Mozaiğin altına sağlamlaştırılması için uçak yapımında denenmiş alüminyum
petekli laminatlar yerleştirildi.
Bu
hafif yapı levhaları epoxyol reçinesi yardımıyla kireç bazlı yatak harcı
üzerine yapıştırıldı. Mozaiklerin yüzlerce yıllık kiri, mikro buhar püskürtücü
aletleriyle temizlendi. Mozaikler büyük panolar haline getirilerek tekrar
orijinal yerinde birleştirildi. Bu arada bu güzel mozaiklere yakışacak
yeni bir müze binası Kültür Bakanlığı tarafından yaptırıldı. Avusturya
hükümeti çalışmalara 5 milyon dolarlık ödenek ayırdı. Her iki ülkenin ortak
çalışmalarıyla VI. yüzyılın en büyük ve en muhteşem mozaiği tekrar hayata
kavuşturuldu
Konservasyonu
yapılan mozaikler 180 metrekarelik bir alanı kaplıyordu. Çalışmalar 1997
yılında tamamlandı ve dünyanın en güzel mozaiklerine sahip Büyük Saray
Mozaikleri Müzesi ziyarete açıldı.
İzleyenleri
hayrete düşüren güzellikteki mozaik Bizans'ın günlük hayatını içeren sahnelerden
oluşuyor. Yüzlerce hayvan ve insan figürlerinden oluşan komposizyonlar
çok ilginç konuları içeriyor.
Bitkisel
sarmallar içerisinde küçücük çekirgeden kertenkele, tavşan ve kaplumbağaya
kadar birçok hayvan; cennet sembolü nar, elma, kiraz gibi meyvalar; mevsimleri
sembolize eden genç erkek portreleri ile oyun oynayan, yarışan, kazları
güden, köpeğini okşayan, deveyle gezinen çocuklar; keçi sağan, dinlenen
çobanlar; eşeğini yemleyen gençler ya da eşeği tarafından çifte yiyerek
düşen oduncu; balık avlayanlar, dere kenarında su içen ceylanlar, dinlenen
keçiler, daldan yaprak yiyen at, çiftleşen kuşlar, ağaçtan elma koparıp
yavrularına elma yediren ayılar gibi son derece sevimli ve gerçekçi konuların
yanında doğadaki vahşi yaşam da unutulmamış ve hayvanların birbiriyle öldüresiye
yırtıcı mücadeleleri de resmedilmiş.
Mozaikte
mitolojik ve egzotik yaratıklar da bol miktarda yer almış. Ayrıca, kargı,
kılıç ve kalkanla donanmış imparatorluk avcılarının kaplan, leopar gibi
hayvanlarla av mücadeleleri de son derece canlı olarak işlenmiş.
Mozaikler,
Sultanahmet Camii'nin deniz yönündeki Arasta Çarşısı içerisindeki müzede
ziyaretçilerini bekliyor.
•ŞENGÜL
G. AYDINGÜN
GEZİ
TRAVELER
GERİ |