İncecik, zayıf görünüşlü bir kadın... Kocaman mavi gözleri her an hüzünle dolabilir veya neşeyle parlayabilirmiş gibi bakıyor. (Bu haliyle onu biraz Edith Piaf'a benzetiyorlar: Narin ve kırılgan görünüşlü, ama müthiş bir sese sahip bir şarkıcı) Ama görünüşe aldanmayın, o tipik bir Yay burcu kadını: Özgür ve kendine güveni tam.. Duyarlı ama başına buyruk.
5 Aralık 1966'da Lorraine (Fransa) bölgesinin Forbach kasabasında doğdu.(Tam Almanya-Fransa sınırı) Alman bir anne ile kömür madeni işçisi bir babanın yedi çocuğundan biridir.
O bölge Fransa'ya ait olmasına rağmen Almanca konuşulur. Dolayısıyla Patricia'nın %50 değil, %75 Alman olduğunu düşünebilirsiniz. KAAS ise, Flamanca 'peynir' anlamına gelir.
Ailesinin cesaretlendirmesiyle 8 yaşından itibaren şarkılar söylemeye başladı. 13 yaşına geldiğinde Saarbrücken'li (Almanya) 'Rumpelkammer' adlı kabarede her Cumartesi akşamı sahne alıyordu. Bu kabarede yedi yıl çalıştı. 1985'te Lorraine'li bir mimar, Bernard Schwartz tarafından farkedildi. Schwartz onu Paris'te Phonogram'a gönderdi ve arkadaşı François Bernheim'la tanıştırdı. Oradan çıkardığı 1985 tarihli ilk single'ının prodüktörü de Gerard Depardieu'den başkası değildi. Bu şarkıyı ise Gerard Depardieu'nün karısı Elisabeth Depardieu yazmıştı.
Bu ilk parçasının piyasaya çıkmasından kısa bir süre sonra da besteci Didier Barbelivien ile tanıştı. Barbelivien ise Patricia Kaas için "Mademoiselle chante le blues" şarkısını yazdı. 1987'de Polydor'dan çıkan bu 45'lik büyük başarı kazandı. 1988'de çıkaracağı ilk albümünün adı da bu olacaktı. Bu ilk albümü bir ay içinde 100.000 satış rakkamını geçti.
Nisan 1990'da ise ikinci albümü "Scène de vie" geldi. 1989'dan itibaren almaya başladığı ödülleri ayrıca saymayalım, çok yer tutar. Albümlerinden ziyade verdiği konserlerdeki performansından bahsetmek gerek. Yalnızca 1992 yazında 19 değişik ülkede konser verip 750.000 izleyiciyle buluştu. Amerika'da çıktığı sayısız TV programından başka, Luciano Pavarotti tarafından Modena'da davet edildiği galalar ve katıldığı akustik caz konserlerle de dikkat çekti.
1994 baharında Hanoi ve Ho Chi-Minh City'de verdiği konserlerden sonra Fransa Dışişleri Bakanlığı ona fahri büyükelçi ünvanı verdi. (1950'li yıllardan beri Vietnam'da hiçbir Fransız şarkıcısı konser vermemişti) Aynı yıl içinde Kamboçya ve Güney Kore'de de konserler verdi.
1995'ten itibaren müzikallerde ve sinema filmlerinde de rol almaya başladı.
DİKKAT: Damardan Fransız edebiyatı!
Kalıcı duygusal veya zihinsel hasar yaratabilir. Bazı bünyelerde depresyona neden olduğu saptanmıştır. Psikoloğunuza danışmadan okumamanız tavsiye olunur. |
Burada ele alacağımız iki şarkı da Didier Barbelivien ve François Bernheim ortak çalışması. (Didier Barbelivien benim fikrimce çok iyi bir besteci ama berbat bir şarkıcıdır) Bu ikili, Patricia Kaas'ın pek çok şarkısına ortak imza attılar. Her başarılı kadının arkasında emeğini ona adamış başarılı bir erkek var demek ki.. Hatta daha başarılı kadınların arkasında bu türden İKİ erkek olduğu sonucuna da varabiliriz.
| LES HOMMES QUI PASSENT
Les hommes qui passent Maman
M'envoient toujours des cartes postales
Des Bahamas Maman
Les hommes qui passent tout l'temps
Sont musiciens, artistes, peintres
ou comédiens souvent.
Les hommes qui passent Maman
M'offrent toujours une jolie chambre
Avec terrasse Maman
Les hommes qui passent je sens
Qu'ils ont le coeur à marée basse des
envies d'océan.
Les hommes qui passent pourtant
Qu'est-ce que j'aimerai en voler un
Pour un mois pour un an
Les hommnes qui passent Maman
Ne m'donnent jamais rien que d'l'argent.
Les hommes qui passent Maman
Leurs nuits d'amour sont des étoiles
Qui laissent du trace Maman
Les hommes qui passent violents
Sont toujours ceux qui ont gardé
Un coeur d'enfant perdant.
Les hommes qui passent pourtant
Qu'est-ce que j'aimerai en voler un
Pour un mois pour un an
Les homrnes qui passent Maman
Ne m'donnent jamais rien que d'l'argent.
Les hommes qui passent Maman
Ont des sourires qui sont un peu
Comme des grimaces Maman
Les hommes qui passent troublants
Me laissent toujours avec mes rêves
Et mes angoisses d'avant.
Les hommes qui passent pourtant
Qu'est-ce que j'aimerai en voler un
Pour un mois pour un an
Les homrnes qui passent Maman
Ne m'donnent jamais rien que d'l'argent.
Les hommes qui passent Maman |
(HAYATIMDAN) GEÇEN ERKEKLER
Geçen erkekler anne
Bana hep kartpostallar gönderirler
Bahamalar'dan anne.
Geçen erkekler her zaman
Müzisyenler, sanatçılar, ressamlar
veya komedyenlerdir çoğu zaman
Geçen erkekler anne
Bana hep güzel bir oda sunarlar
Terası olan, anne
Geçen erkeklerin, hissederim ki
Kalplerinin gelgitleri vardır
Okyanusa imrenen
Gene de geçen erkeklerden
Birini neden araklamak isteyeyim ki
Bir aylığına veya bir yıllığına
Geçen erkekler anne
Bana paradan başka bir şey vermiyor ki..
Geçen erkeklerin anne,
Aşk geceleri iz bırakan yıldızlardır
Geçen hoyrat erkeklerse
Kaybeden bir çocuğun kalbini taşıyanlardır her zaman
Buradan benim anladığım, bu erkeklerin yatakta hiç de fena olmadıkları. (Aşk geceleri 'iz bırakan' yıldızlar gibi olduğuna göre..) Ama bir kısmı sonradan şiddete başvuruyorsa, aslında onların içinde hep kaybeden bir çocuk olduğu için bu. (Ya da çocukken sevgiden mahrum kaldıklarını anlıyor Patricia) Her durumda onlara şefkat ve acımaya benzer duygular besliyor sanırım.
Geçen erkeklerin anne
Gülüşleri yüz buruşturmaya benzer biraz, anne
Geçen erkeklerden asıl zarar verenler
Beni hep hayallerim ve önceki hüsranlarımla başbaşa bırakırlar Onu asıl 'yaralayan' erkekler, fiziksel şiddet kullananlar değil. Gülümsedikleri zaman aslında yüzlerini mi buruşturuyorlar anlaşılamayan, gülüşleri o kadar uzak ve sahte erkeklerdir asıl Patricia'ya zarar verenler. Çünkü sonuçta ona söyleyecek laf bırakmadıkları, hatta dinlemeye zahmet bile etmedikleri için (ki bu da Patricia'yı hiç önemsemediklerini göstermekte) onu hayalleri ve hayalkırıklıklarıyla başbaşa bırakıyorlar her zaman. |